Sınıf birincisi olmak mı?
Kolej kazanmak mı?
Üniversiteyi kazanmak mı?
Üniversiteyi dereceye girerek kazanmak mı?
Üniversiteyi bitirmek mi?
Docent hatta profesör olmak mı?
İşini iyi yapan hatta "iyi" kazanan bir profesyonel olmak mı?
Kendi işini kurmak mı?
Çok para kazanmak mı?
Çocuk büyütmek mi?
Çocuklarının "başarılı olmaları için" didinmek mi?
Milletvekili, bakan hatta başbakan, cumhurbaşkanı olmak mı?
Kitap yazmak mı?
İyi saz yada söz söyleyebilmek mi?
.
.
.
Evet haklsınız, bu liste uzaar gideer.
Burda saydıklarım sizi bilmem ama beni sadece kısa bir süreliğine mutlu eder. Belki burda yazılanların bir kısmını başarabilmek, toplum tarafından başarılı olarak etiketlenilmeye de yarayabilir.
Bence "gerçek başarı" çok başka bir şey. Nedense, "hayat siz plan yaparken başınıza gelendir" cümlesi geliyor aklıma.
Başarı, amaç, hedef, yıldızlar, amaç uğruna yaşamak, başkalarını mutlu etmek için yaşamak...
BAŞARILI OLMAK.
Yaşa göre hedefi değişen ve değişen hedefi yakalayabilenlerin sahip olduğu PAYE.
Boş paye, içi kof paye, çuval yarışında birinci olsan n'olur olmasan n'olur.
1
2
3
TIP.
15 Kasım 2011 Salı
1 Kasım 2011 Salı
Sayıların dili
35+350 = 36-15
Bu denklem seneye bugün;
36+350 = 37-15 olacak
woooaaawwww süpermiş...
2011'in benim için harika bir yıl olmasından daha önemli olan ne biliyormusunuz?
Muhtemelen,
"2012'nin provası" olması... :)
Bu denklem seneye bugün;
36+350 = 37-15 olacak
woooaaawwww süpermiş...
2011'in benim için harika bir yıl olmasından daha önemli olan ne biliyormusunuz?
Muhtemelen,
"2012'nin provası" olması... :)
8 Ekim 2011 Cumartesi
Kadına Şiddet!
Ağzı kulaklarına varıyor herifçioğlunun; Beeeennn yaaayınnnnladıııımmmmm! çünkü kadına şiddete dikkat çekmek için bunu yapmak zorundaydım! vaaayyy beeee...
Benim anladığım; "kadına arkadan saplanmış bıçak resmini, hemi de büyük boy basarsak manşetten accayip ses getirtir, parayla pulla sağlayamayacağımız reklamın, kralını yapmış oluruz. Bi taşla iki kuş ne kelime, tam beş kuş vururuz;
1)Tepki verenler dahi reklamımızı yapar.
2)Hem kadınlardan hem erkeklerden afferim alırız.
3)Gazateleri denetleyen kurumdan(vardır heralde öyle bir kurum) ceza alsak bile öderiz cezayı, cezayı öderken bile haklı oluruz puan kazanırız.
4) Sağcısı, solcusu, cıcısı, cucusu, kılı, tüyü hepsinin takdirini alırız, her zımbıttırıkta gündem oluruz, hepsinin adamı oluruz.
5) Böyle bir gazateciliğin en azından kendimiz için önünü açmış oluruz, bir kere yaptık artık, o yoldan defalarca gider geliriz, her gidip gelişimizde burdaki(arkadan bıçaklanmış kadın resmi) haklılığımızdan aldığımız güçle eleştirileri berteraf ederiz."
Geçenlerde iki eski arkadaşım(!) yumruk yumruğa kavga etmiş, bi başka arkadaşımıza haksızlık ettiğini söyleyerek biri diğerine, kavgayı başlatmış. Ama ben ikisini de tanıyorum, ne biri başka birinin hakkını korumak için kavga eder, ne de diğeri birileri dedi diye haksızlık etmekten geri durar. Şimdi ortada bir haksızlık var doğru. Biri öbürüne niye lan arkadaşımıza haksızlık ettin diyerek & stop stop stop, burda durun di-ye-rek. Haklı bir yere dayanıp oradan saldırıyor, dışarıdan bakan birisi vaayyyy beee ne erdemli bir davranış der, demezse adamdan şüphe edilir. Ama kazın ayağı öyle mi? değil tabii ki. Zaten hıncı olduğu birine diğeri, her kesin hak vereceği bir yerden saldırıyor mevzu bu.
Hakkı yenen arkadaşa, yani kendisi için kavga edilen arkadaşa aynen burda yazdıklarımı söyledim, önce hoşuna gitmedi. Senin olaylara bakışın hep bi tuhaf zaten dedi ve peşinden, en içten bakışlarla "doğru diyosun aynen dediğin gibi" dedi.
Arkadaşlar yaptığınız şark kurnazlığının ince bir versiyonudur. Ne senin derdin kadına şiddete dikkat çekmek, ne de senin derdin o arkadaşımızın hakkını korumak
Kadına şiddet mevzusu hakkında benim düşüncem; Sebepsiz(sebepli de ne yapacağımı da yazacam az sabır) yere bir kadına zarar vermem, vereni de adamdan saymam. Cocuğa şiddete de karşıyım hem de kadına şiddete olduğumdan daha çok. Çünkü çocuk savunamaz kendini, kadın en nihayetinde yetişkindir ve özgür iradesi vardır. Ha bu arada çocuğa şiddet en çok anneler tarafından uygulanıyor gibi geliyor bana. Ben mobinge de karşıyım işyeri terörü, yaw ben haksızlığın hepsine toptan karşıyım var mı daha ötesi; kadının çocuğa, erkeğin kadına, patronun işçiye, amirin memura...
Gelelim sebepli kısmına, mesala aldatılıyorum bir başka erkekle ve bunu öğrendim(uç bir örnek vereyimki mevzu netleşsin en berrağından) diyelim. E çok basit, bırakırım. Gitsin istediği ile istediği haltı yesin, hayat ona gereken cezayı verir nası olsa, vermese nolur, umurumda olmaz, önüme bakarım. Tabi öncelikle Allah kimsenin başına vermesin, yazıldığı kadar kolay olmaz bu süreci atlatmak.
Arkadaşlar eyy okuyucular :) "meselenin iç yüzü" denen mevzu dış yüzünden çok daha önemlidir, insanların dediklerinden ziyade ne demek istedikleri önemlidir, dikkat edin, kurda kuşa yem etmeyin kendinizi. Hadi bakiyim kalın sağlıcakla :))
Benim anladığım; "kadına arkadan saplanmış bıçak resmini, hemi de büyük boy basarsak manşetten accayip ses getirtir, parayla pulla sağlayamayacağımız reklamın, kralını yapmış oluruz. Bi taşla iki kuş ne kelime, tam beş kuş vururuz;
1)Tepki verenler dahi reklamımızı yapar.
2)Hem kadınlardan hem erkeklerden afferim alırız.
3)Gazateleri denetleyen kurumdan(vardır heralde öyle bir kurum) ceza alsak bile öderiz cezayı, cezayı öderken bile haklı oluruz puan kazanırız.
4) Sağcısı, solcusu, cıcısı, cucusu, kılı, tüyü hepsinin takdirini alırız, her zımbıttırıkta gündem oluruz, hepsinin adamı oluruz.
5) Böyle bir gazateciliğin en azından kendimiz için önünü açmış oluruz, bir kere yaptık artık, o yoldan defalarca gider geliriz, her gidip gelişimizde burdaki(arkadan bıçaklanmış kadın resmi) haklılığımızdan aldığımız güçle eleştirileri berteraf ederiz."
Geçenlerde iki eski arkadaşım(!) yumruk yumruğa kavga etmiş, bi başka arkadaşımıza haksızlık ettiğini söyleyerek biri diğerine, kavgayı başlatmış. Ama ben ikisini de tanıyorum, ne biri başka birinin hakkını korumak için kavga eder, ne de diğeri birileri dedi diye haksızlık etmekten geri durar. Şimdi ortada bir haksızlık var doğru. Biri öbürüne niye lan arkadaşımıza haksızlık ettin diyerek & stop stop stop, burda durun di-ye-rek. Haklı bir yere dayanıp oradan saldırıyor, dışarıdan bakan birisi vaayyyy beee ne erdemli bir davranış der, demezse adamdan şüphe edilir. Ama kazın ayağı öyle mi? değil tabii ki. Zaten hıncı olduğu birine diğeri, her kesin hak vereceği bir yerden saldırıyor mevzu bu.
Hakkı yenen arkadaşa, yani kendisi için kavga edilen arkadaşa aynen burda yazdıklarımı söyledim, önce hoşuna gitmedi. Senin olaylara bakışın hep bi tuhaf zaten dedi ve peşinden, en içten bakışlarla "doğru diyosun aynen dediğin gibi" dedi.
Arkadaşlar yaptığınız şark kurnazlığının ince bir versiyonudur. Ne senin derdin kadına şiddete dikkat çekmek, ne de senin derdin o arkadaşımızın hakkını korumak
Kadına şiddet mevzusu hakkında benim düşüncem; Sebepsiz(sebepli de ne yapacağımı da yazacam az sabır) yere bir kadına zarar vermem, vereni de adamdan saymam. Cocuğa şiddete de karşıyım hem de kadına şiddete olduğumdan daha çok. Çünkü çocuk savunamaz kendini, kadın en nihayetinde yetişkindir ve özgür iradesi vardır. Ha bu arada çocuğa şiddet en çok anneler tarafından uygulanıyor gibi geliyor bana. Ben mobinge de karşıyım işyeri terörü, yaw ben haksızlığın hepsine toptan karşıyım var mı daha ötesi; kadının çocuğa, erkeğin kadına, patronun işçiye, amirin memura...
Gelelim sebepli kısmına, mesala aldatılıyorum bir başka erkekle ve bunu öğrendim(uç bir örnek vereyimki mevzu netleşsin en berrağından) diyelim. E çok basit, bırakırım. Gitsin istediği ile istediği haltı yesin, hayat ona gereken cezayı verir nası olsa, vermese nolur, umurumda olmaz, önüme bakarım. Tabi öncelikle Allah kimsenin başına vermesin, yazıldığı kadar kolay olmaz bu süreci atlatmak.
Arkadaşlar eyy okuyucular :) "meselenin iç yüzü" denen mevzu dış yüzünden çok daha önemlidir, insanların dediklerinden ziyade ne demek istedikleri önemlidir, dikkat edin, kurda kuşa yem etmeyin kendinizi. Hadi bakiyim kalın sağlıcakla :))
5 Ekim 2011 Çarşamba
Bazen
Hayat bazen, her tuttuğun dalın eline gelmesidir, ve belki de daha kötüsü; bunun nerede duracağını bilememektir, kestirememektir.
Ama bazen de; tereyağından kıl çeker gibidir. Ve belki de bir tüyü üflemek gibidir.
Esas mesele ise; hayatın iniş ve çıkışlarını yaşarken "adelet" ile hükmedebilmektir.
Ama bazen de; tereyağından kıl çeker gibidir. Ve belki de bir tüyü üflemek gibidir.
Esas mesele ise; hayatın iniş ve çıkışlarını yaşarken "adelet" ile hükmedebilmektir.
13 Eylül 2011 Salı
ooooollllmaaazzzzz!
Rakı'ya su katılınca beyazlaşır arkadaş, hem su katayım hem beyazlaşmasın dersen oooollllmmmaaaazzzz! beyazlaşır.
Seviş benimle ama iş ilişkimiz aynen devam etsin dersen oooollllmaaaazzzzz! değişir.
Bazı olabilecek şeylere ise, kişinin kendisi olmaz dediyse bir kere, olacağı varsa da oooolllllmaazzzzz! Zehirli cümleler kurmamalı.
Bazen de, cümle alemin olmaz dediği şeye olur diyen adamların dediği olur, örnek bakınız; Galileo, Fatih Sultan Mehmet.
Diyen kaçtı.
Seviş benimle ama iş ilişkimiz aynen devam etsin dersen oooollllmaaaazzzzz! değişir.
Bazı olabilecek şeylere ise, kişinin kendisi olmaz dediyse bir kere, olacağı varsa da oooolllllmaazzzzz! Zehirli cümleler kurmamalı.
Bazen de, cümle alemin olmaz dediği şeye olur diyen adamların dediği olur, örnek bakınız; Galileo, Fatih Sultan Mehmet.
Diyen kaçtı.
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Aaa laaa luuu naaaa
Hatırlayanınız var mı bilmiyorum. Gözünüzde canlandırın; bi mutfak, afacan bi çocuk 8-10 yaşlarında, ablası ve arkadaşı 18 yaşlarında var yoklar. Yanılmıyorsam kızlar, çocuktan margarini istiyorlar, o da yalvartırcasına aaaa laaaaa luuu naaaa diye margarinin ismini söylemelerini istiyor. Çocuk, beğenmediği her seferin sonunda olmadı bi daha diyor :).
(bunca zaman aklımda kaldığına göre reklam başarılıymış bu arada anti parantez yaaani)
Elbette kimse kimseyi taşımak zorunda değil, ve elbette kimse her hangi bir şeye mecbur değil, değil değil mi? değil, değil :)
Lakin hayat, çoğu zaman olmadı bi daha demiyor, sadece, olmadı, hadi eyvallah diyebiliyor...
(Ramazan, aç kalmanın çooook ötesinde bişeymiş diye düşünen hayatVEtavla)
(bunca zaman aklımda kaldığına göre reklam başarılıymış bu arada anti parantez yaaani)
Elbette kimse kimseyi taşımak zorunda değil, ve elbette kimse her hangi bir şeye mecbur değil, değil değil mi? değil, değil :)
Lakin hayat, çoğu zaman olmadı bi daha demiyor, sadece, olmadı, hadi eyvallah diyebiliyor...
(Ramazan, aç kalmanın çooook ötesinde bişeymiş diye düşünen hayatVEtavla)
1 Ağustos 2011 Pazartesi
Seçmek ya da seçmemek, işte bütün mesele bu
Hayat bir de; seçimlerimizin cefasını çekmek ya da sefasını sürmektir...
Birini sevmemeyi seçmek, süper bi seçim.
Birine kızmamayı seçmek, harkulade.
Gözlerinin içine bakan çocuğu görmezden gelmemeyi seçip, başını okşamak ve gülümsemesiyle tazelenmek, müthiş.
.
.
.
sibel'inde dediği gibi, hayat seçimlerden ibarettir çoğu zaman.
Birini sevmemeyi seçmek, süper bi seçim.
Birine kızmamayı seçmek, harkulade.
Gözlerinin içine bakan çocuğu görmezden gelmemeyi seçip, başını okşamak ve gülümsemesiyle tazelenmek, müthiş.
.
.
.
sibel'inde dediği gibi, hayat seçimlerden ibarettir çoğu zaman.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)