2 Ocak 2012 Pazartesi

Eskisini de sevmiştik

Şimdi bu 2012 geldiya, hoşgeldi sefa geldi.
Size ne getirdi bilmem ama bana getirdiğine pek bi sevindim. Epeydir, hazırlık bâbında bir şeyler oluyordu zaten...
Sorunlar karşısında, sorun'un kendisine değil, çözüme odaklanmayı ve kararlılıkla hedefe kilitlenmeyi getirdi.
Tamda ihtiyacım olan şeylerden biriydi, Rabbime binlerce şükürler olsun, yeni yıl ile bana gönderdiği hediye için.(gerçi Rab'ın çokta umrunda olduğunu zannetmiyorum yeni yıl'ın ama denk geldi işte)
Astrolog abi ve ablalara göre 2012 biraz karmaşık bi yıl olacakmış, oh oh bu da güzeell; nede olsa kurt puslu havayı sever :)

27 Aralık 2011 Salı

Tahterevalli!

Tahterevalli!

Bazen iner bazen çıkar. Hayat gibi...

Çıkarken fazla sevinmemek, inerken fazla üzülmemek, her inişin bir çıkışı, her çıkışın bir inişi olduğunu unutmamak gerek.

En dip yaptığımız anlarda, belki de sevinmek bile lazım, zirve yapacağımız ânın umuduyla.

Zirve yaptığımız anlarda ise, belki de ürkmek lazım, dip yapacağımız ân sırada diye.

İşte hayat, bu ikisi arasında(dip-zirve, iniş-çıkış, mutluluk-hüzün) gidip gelirken yaşadıklarımız :)

Dip Not; Bi kursa başladım. Toplam bir ay sürecek, hızlandırılmış bir dil kursu. Haftada iki gün gidiyoruz, ikişer saatten dört saat toplamda. İlk hafta bi hoca geliyordu. Genç, alımlı olmayan, acemice hareketler yapabilen ama bi şekilde dersini anlatan biriydi. Bazılarımız, kendisine ve ders anlatma şekline alışmış, bazılarımız alışamamış, bazılarımız ise ikisinin arası idi.
Bugün bir baktık hoca değişmiş. Orta yaş grubunda, mesleği dil öğretmek olduğu belli olan, olaya hakim, ne istediğini bilen biri.
Bazılarımız ders anlatma şekline alıştı, bazılarımız alışamadı, bazılarımız ise ikisinin arasında :)
Biliyormusunuz? birinci hocadaki bazılarımız ile ikinci hocadaki bazılarımız tamamen değişik isimler.
Her şey(sınıf, öğrenciler, oturma düzeni, saat) aynı, hoca değişti, her şey değişti...

Hayat, biraz da böyle bir şey.

17 Aralık 2011 Cumartesi

Biliyormusun?

Biliyormusun?
Saçımı 3 numaraya vurdurdum, ilk zamanlar üşüdü biraz kafam ama çabuk alıştım. Bilirsin çabuk alışırım, bi arkadaşımın deyişiyle "sat komandoları" gibi, hayatın getirdiklerine alışmaya alışkınım.

Biliyormusun?
Kaşlarım çatılıyor ama hâlâ düzeltemiyorum bir türlü, özellikle konsantre gerektiren durumlarda...

Biliyormusun?
Çocukları daha çok seviyorum son birkaç yıldır. Zannediyorum nedeni; verilen sevginin tam karşılığını veriyor olmaları... Haa sen buna sevgini değiş tokuş ediyorsun diyebilirsin ama ben duygunun anlam bulması diyorum. Ve hatta "duygu" ya da "duyu"nun bir iletişim dili olduğunu düşünmeye başladım, his varya, hah işte ondan bahsediyorum.

Biliyormusun?
Akıllılarla daha rahat anlaşabildiğimi anladım. Hatta sevmem de gerekmiyor şahsı, sevmesem de anlaşabiliyorum.

Biliyormusun?
Elma demeyi ve alma demeyi artık çok daha rahat yapabiliyorum. Elma dediğim birine, aynı zaman diliminde alma dediğim de oluyor. Karşımdaki için bu durum biraz sıkıntılı olabiliyor ama benim için değil....

Biliyormusun?
Bu aralar başım belada! Allah'tan, yara izlerime bakıp aklımı başıma toplayabiliyorum. Umarım aynasız kalmam, yara izlerime bakabileceğim ayna, anladın değil mi.

Biliyormusun?
.
.
.

6 Aralık 2011 Salı

Bu aralar ben!

Bu aralar ben,

- Pek bi asabiyim zaman zaman.

- Günde iki kere nargile içilirmi lan! hemi de günler ve dahii haftalar boyunca(ama iyi geliyor valla gerilen sinirlerime, acayipte fikirler uçuşuyor beynimde ve bir çoğu hayat buluyor reelde.)

- Etrafımda, saygı duyan insanların olması hoş bir şey tabii ama daha önemlisi ne biliyormusunuz? benim saygı duyduğum insanların sayısının artması. (insan, sözünü dinleyen insanların olmasını istiyor ama belki de sözünü dinleyeceği insanların olması daha mutluluk verici, daha özel, daha zenginleştirici...)

- Yav bu kadınlar neden bu kadar tehlikeli varlıklar? abi, default olarak potansiyel bir tehlike taşıyorlar yav, bazıları ise (yani hemen hemen hepsi) bu tehlikeli olmak konusunda uzman. Bakın tehlikeli kadınlar, uyarmadı demeyin, ateş olsanız cürmünüz kadar yer yakarsınız ama dikkat edin yakayım derken yanmayın, fena yakarım :))

- Sabah sporunu herkese tavsiye ederim. Öyle uzun boylu değil, mesala eklemlerinizi(el, omuz, boyun, ayak, kalça ve bel) çalıştırın iki dakka, sonra bi iki şınav(20 olabilir) bi iki de mekik(20 dedikya) aha da bittiiii. İyi geliyor, yapın.

- Oğlum, varyaaa sinamaya gitmiyosanızzz, çok şey kaçırıyosunuz, gidin. Ortanın ortasından (enlem ve boylam olaraktan) bi yer isteyin(tabiiki görevli sizi dinleyecek ama kendince yorumlayacaktır bu durumu, eğer ekranda siz de görüyorsanız durum başka tabii) ortanın ortasından bi yer istedinizmi iyi. Şimdi yarım saat fragman ve reklam izleyin film başlayacak birazdan.(şerefsizler, hem 14 lira paramı alıyorlar hemde tam yarım saat reklam izlettiler, bi daha n*h giderim o avm deki o sinamaya)

- Abi, güzel yemek yemenin ucuz bi yolu yok mu yav, her gün yemekle beraber kazık yemekten bıktımda.

- Haaa metrobüs varya, kulaklıkla süper oluyo. E tabii kulaklık bi cihaza bağlı olmalı, mesala bi radyoya, radyo bir müzik çalmalı mesala türkü, olmadı yabancı pop da olur.

- Yav nezlenin grib'in bulaşıcı olduğunu bilirdim de, öksürük te mi bulaşıcı olurmuş, hadi oldu diyelim iki haftadır geçememsine ne diyeceğiz(nargileyimi bıraksam acaba, mesala bi gün içmesem)

-Ohhoooo sizde yazdıkça okuyosunuz hadi şimdilik bu kadar.

15 Kasım 2011 Salı

Başarı Nedir?

Sınıf birincisi olmak mı?
Kolej kazanmak mı?
Üniversiteyi kazanmak mı?
Üniversiteyi dereceye girerek kazanmak mı?
Üniversiteyi bitirmek mi?
Docent hatta profesör olmak mı?
İşini iyi yapan hatta "iyi" kazanan bir profesyonel olmak mı?
Kendi işini kurmak mı?
Çok para kazanmak mı?
Çocuk büyütmek mi?
Çocuklarının "başarılı olmaları için" didinmek mi?
Milletvekili, bakan hatta başbakan, cumhurbaşkanı olmak mı?
Kitap yazmak mı?
İyi saz yada söz söyleyebilmek mi?
.
.
.
Evet haklsınız, bu liste uzaar gideer.
Burda saydıklarım sizi bilmem ama beni sadece kısa bir süreliğine mutlu eder. Belki burda yazılanların bir kısmını başarabilmek, toplum tarafından başarılı olarak etiketlenilmeye de yarayabilir.

Bence "gerçek başarı" çok başka bir şey. Nedense, "hayat siz plan yaparken başınıza gelendir" cümlesi geliyor aklıma.

Başarı, amaç, hedef, yıldızlar, amaç uğruna yaşamak, başkalarını mutlu etmek için yaşamak...

BAŞARILI OLMAK.

Yaşa göre hedefi değişen ve değişen hedefi yakalayabilenlerin sahip olduğu PAYE.
Boş paye, içi kof paye, çuval yarışında birinci olsan n'olur olmasan n'olur.

1
2
3
TIP.

1 Kasım 2011 Salı

Sayıların dili

35+350 = 36-15

Bu denklem seneye bugün;

36+350 = 37-15 olacak

woooaaawwww süpermiş...

2011'in benim için harika bir yıl olmasından daha önemli olan ne biliyormusunuz?
Muhtemelen,
"2012'nin provası" olması... :)

8 Ekim 2011 Cumartesi

Kadına Şiddet!

Ağzı kulaklarına varıyor herifçioğlunun; Beeeennn yaaayınnnnladıııımmmmm! çünkü kadına şiddete dikkat çekmek için bunu yapmak zorundaydım! vaaayyy beeee...

Benim anladığım; "kadına arkadan saplanmış bıçak resmini, hemi de büyük boy basarsak manşetten accayip ses getirtir, parayla pulla sağlayamayacağımız reklamın, kralını yapmış oluruz. Bi taşla iki kuş ne kelime, tam beş kuş vururuz;
1)Tepki verenler dahi reklamımızı yapar.
2)Hem kadınlardan hem erkeklerden afferim alırız.
3)Gazateleri denetleyen kurumdan(vardır heralde öyle bir kurum) ceza alsak bile öderiz cezayı, cezayı öderken bile haklı oluruz puan kazanırız.
4) Sağcısı, solcusu, cıcısı, cucusu, kılı, tüyü hepsinin takdirini alırız, her zımbıttırıkta gündem oluruz, hepsinin adamı oluruz.
5) Böyle bir gazateciliğin en azından kendimiz için önünü açmış oluruz, bir kere yaptık artık, o yoldan defalarca gider geliriz, her gidip gelişimizde burdaki(arkadan bıçaklanmış kadın resmi) haklılığımızdan aldığımız güçle eleştirileri berteraf ederiz."

Geçenlerde iki eski arkadaşım(!) yumruk yumruğa kavga etmiş, bi başka arkadaşımıza haksızlık ettiğini söyleyerek biri diğerine, kavgayı başlatmış. Ama ben ikisini de tanıyorum, ne biri başka birinin hakkını korumak için kavga eder, ne de diğeri birileri dedi diye haksızlık etmekten geri durar. Şimdi ortada bir haksızlık var doğru. Biri öbürüne niye lan arkadaşımıza haksızlık ettin diyerek & stop stop stop, burda durun di-ye-rek. Haklı bir yere dayanıp oradan saldırıyor, dışarıdan bakan birisi vaayyyy beee ne erdemli bir davranış der, demezse adamdan şüphe edilir. Ama kazın ayağı öyle mi? değil tabii ki. Zaten hıncı olduğu birine diğeri, her kesin hak vereceği bir yerden saldırıyor mevzu bu.
Hakkı yenen arkadaşa, yani kendisi için kavga edilen arkadaşa aynen burda yazdıklarımı söyledim, önce hoşuna gitmedi. Senin olaylara bakışın hep bi tuhaf zaten dedi ve peşinden, en içten bakışlarla "doğru diyosun aynen dediğin gibi" dedi.

Arkadaşlar yaptığınız şark kurnazlığının ince bir versiyonudur. Ne senin derdin kadına şiddete dikkat çekmek, ne de senin derdin o arkadaşımızın hakkını korumak

Kadına şiddet mevzusu hakkında benim düşüncem; Sebepsiz(sebepli de ne yapacağımı da yazacam az sabır) yere bir kadına zarar vermem, vereni de adamdan saymam. Cocuğa şiddete de karşıyım hem de kadına şiddete olduğumdan daha çok. Çünkü çocuk savunamaz kendini, kadın en nihayetinde yetişkindir ve özgür iradesi vardır. Ha bu arada çocuğa şiddet en çok anneler tarafından uygulanıyor gibi geliyor bana. Ben mobinge de karşıyım işyeri terörü, yaw ben haksızlığın hepsine toptan karşıyım var mı daha ötesi; kadının çocuğa, erkeğin kadına, patronun işçiye, amirin memura...
Gelelim sebepli kısmına, mesala aldatılıyorum bir başka erkekle ve bunu öğrendim(uç bir örnek vereyimki mevzu netleşsin en berrağından) diyelim. E çok basit, bırakırım. Gitsin istediği ile istediği haltı yesin, hayat ona gereken cezayı verir nası olsa, vermese nolur, umurumda olmaz, önüme bakarım. Tabi öncelikle Allah kimsenin başına vermesin, yazıldığı kadar kolay olmaz bu süreci atlatmak.

Arkadaşlar eyy okuyucular :) "meselenin iç yüzü" denen mevzu dış yüzünden çok daha önemlidir, insanların dediklerinden ziyade ne demek istedikleri önemlidir, dikkat edin, kurda kuşa yem etmeyin kendinizi. Hadi bakiyim kalın sağlıcakla :))